.. Image Hosted by ImageShack.us . .


<%%>
Image Hosted by ImageShack.us
CNNTÜRK - Spor Haberleri
Saniyedir bu sayfadasınız...

Kayseri/Mimarsinan/Dostlar

codumm
ulkuodabas
mimarsinan
alperenbozkurt
hazerfan
sedaat
34bozkurtselcuk34
okshazirlik
gece38
orhun2023
aylin2
meslevi
habibtik
onurkayabasi
ramazantekeli
yesilbor
selaledekor
anadoluhaber
arstekin
gencer
bulutbey
dostasena
mevhaz
vatanim
yeniLerdenim
sessizofke01
1982fatma
1984nilufer
ahsennur
Gultence
dingorevlileri
dobra2005
dostlukrehberi
EmineYapimlar
ercan14
ertugrultasci
geyikfm09
guvenavticaret
halime
haticane
memnunca
muge86
okayyildiz
sevda1000
sevgiyumaGI
siirce
Sunuhat
MeHParen
Nesak61
mertce
Dersaadet
nazarlik
miray9
turkgucu
epolitic
kayseri1
MEYRACA
tenji
kastamonum
muzikdinle
alsancakkoyu
sevimlisey
asu
kurultay
aysunsay
ortaasya
karsiyorum
Reddiyeci
derinsozler
yesilim
edzogal
cobanimparatorlugu
mavizara
enderucar
Tici
qetes
ahucan
asena06
neslinursema1
duyguca
farukalan
bicem
melikeberker
incitensevda
gulenay
merock
HandanGokcek2
kozan
2023
gurunms
ramazanayi
dolususak
turkmenler
Gokturkmen1923
hakanilhankurt
alkmaar
saclariniz
mikaili
karamanli07
izmir2023
93busra
AYHANIM01
Gokturkmen2023
urungu41
benyaziyorumsiyaset
benyaziyorum
antiakp
kardelen98
kutludilek
vatanbekcisi01
hukuksal
KALENDER2006
farenjitnedir
kesintisizguckaynagi
beyonceresimleri
philton
reflu
sbullock
siberdevlet
Domain Sorgulama Form'u
Domain:("http://www" girmeyiniz)
boomp3.com
Mail listemize üye olun
EkleÇıkar

* Vatan Anadır! Bayrak Atan! Ha Bir Damla Gözyaşı, Ha Bir Avuç Toprak .......urungu38@hotmail.com.....(SAYFADA AÇMA PROBLEMİ OLUR İSE . CTRL TUŞUNA BASINIZ..

• Saturday - <%%>


Geçen hafta medyada yer alan bir haberi gözden kaçıranlar olacağını düşünerek tekrar dile getirmek istiyorum. CHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Tomanbay, son altı ayda Aselsan’da çalışan üç mühendisin intihar etmesi olayını TBMM gündemine taşıdı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan bu intiharların aydınlatılmasını istedi.

Tomanbay 1975 yılında kurulan Aselsan’ın en önemli üretim alanlarından birisinin askeri araç ve gereçler olduğunu ve Aselsan’ın savunma sanayi ve ulaştığı teknolojik birikim açısından ülke ekonomisi için vazgeçilmez ve ihmal edilemez bir konumda olduğuna dikkat çekti.

Ardından bu intihar vakalarının şirketin çalışma koşullarından kaynaklanıp kaynaklanmadığını, eğer çalışma koşullarından kaynaklanmıyorsa bu intiharların arkasında başka hangi nedenlerin olacağının incelenmesi gerektiğini söyledi.

Tomanbay ayrıca Başbakan Erdoğan’a sunduğu yazılı önergeyle “Aselsan yönetimi bu konuda bir çalışma yapmakta mıdır? Bu intiharlar arasında bir psikolojik bağ var mıdır? Aselsan’da bu intiharları besleyen bir ortam söz konusu mudur?" sorularının cevabının bir an önce öğrenilmesini istedi.

***

Hatırlarsanız ilk intihar vakası geçen yıl Ağustos ayında yaşandı. Aselsan'da çalışan ve çok önemli projelere imza attığı söylenen 31 yaşındaki makine mühendisi Hüseyin Başbilen, 7 Ağustos tarihinde Ankara Pursaklar - Ayancık Yolu'nda aracının içinde ölü bulunmuştu. ODTÜ mezunu mühendisin sol el bileğinde 2 cm ve boyunda 20 cm kesik izleri vardı.

Aselsan’ın "Kanas" silahlarına monte edilen ve gece atış yapılmasını sağlayan çelik nişan dürbünlerini geliştiren mühendislerinden biri olan Hüseyin Başbilen’in vücudundaki kesik izlerinden şüphelenen savcılık soruşturma açtı ve otopsi yapılmasını istedi.

Bir süre sonra otopsi sonucu “intihar etmiştir” şeklinde geldi ve böylece 4 ağustos sabahı, işe gitmek için evden ayrılan ve üç gün sonra arabasının içinde ölü bulunan Hüseyin Başbilen’in ölümünün ardındaki sır perdesi de aydınlanmış oldu.

Mühendisin üç yıl önce tanışıp iki ay önce evlendiği psikolog eşi Gülsen Seda Başbilen, eşinin depresyonda olduğunu ve intihar etmiş olabileceğini söylerken, anne ve babası oğullarının cinayete kurban gittiğinde ısrar ediyordu.

Hüseyin Başbilen’in üzerinde bulunan "Eşim artık istediği gibi rahat yaşayabilir. Ailemden çok özür diliyorum" şeklinde bilgisayarda hazırlanmış ve altında imzası olan not ise düşündürücüydü.

***

Bu şüpheli intiharın üzerinden baş ay sonra Aselsan’da çalışan bir başka mühendisin intihar haberi geldi.

Yine ODTÜ mezunu olan ve Aselsan’da 3 yıldır çalışan elektrik mühendisi 30 yaşındaki Alim Ünsem Ünal, 16 Ocak 2007 tarihinde Ankara Gölbaşı'nda tabancayla başından vurulmuş olarak bulundu.

Arkadaşlarına, Eymir Gölü’ne bakan yamaçta olduğunu ve intihar etmek istediğini bildiren genç mühendis "Birçok sorunum var. Artık yaşamak istemiyorum. Hakkınızı helal edin" diyerek cep telefonundan yakınlarına mesaj gönderdi.

Olay yerine gelen yakınları Alim Ünsem Ünal’ın cesedini tepedeki ağaca yaslanmış halde kanlar içinde buldu. Polis kayıtlarına genç mühendisin babasına ait 7.65 çapındaki tabancayı başına dayayarak tetiği çektiği yazıldı.

Yakınları mart ayında evlenmeye hazırlanan Ünal'ın psikolojik tedavi gördüğünü söylediler.

***

İkinci intihar olayının üzerinden 10 gün geçmişti ki, 26 Ocak 2007 tarihinde Aselsan’da çalışan mühendislerden birinin daha intihar ettiği haberi geldi.

Bu kez yine ODTÜ mezunu bir başka elektrik mühendisiydi intihar eden. 2 yıldır Aselsan’da çalışan ve yüksek lisans tezi için çok yoğun çalıştığı için psikolojisinin bozuk olduğu iddia edilen Evrim Yançeken, Ankara Batıkent’teki Alihisar Sitesi 7. katda bulunan evinin penceresinden atlayarak yaşamına son verdi.

Olay gecesi sabaha kadar uyumadığı öğrenilen Yançeken’in, bıraktığı notta "Artık dayanamıyorum. Psikolojim çok bozuldu. Yüksek lisans tezimle ilgili büyük sıkıntılar yaşıyorum. İntiharımdan kimse sorumlu değildir. Ailemin üzülmesini istemiyorum" yazıyordu.

***

Altı ayda üç intihar olayının yaşanması medyada yeterince yer bulmadı belki ama, elektronik posta yoluyla gelen bilgiler pek çok kişiye ulaştı. Gelen postalar ilginç bilgiler içeriyor. Bunlardan birini sizinle paylaşmak istiyroum:

“Aselsan, TSK'nın dışa bağımlılığını azaltmak için kurulmuş bir şirket. En önemli özelliği aviyonik üzerinde çalışması ve bunu büyük ölçüde başarmış olması. Bu aviyonik meselesi çok önemli. 650 milyon dolara F-16'larımızı ABD modernize edecekti… İşte o uçaklarda bizimkilerin yapamadığı tek şey aviyonik sistemler. Dışa bağımlılık o yüzden. Türkiye'nin en parlak üniversitesinden mezun olmuş üç parlak mühendis. Türkiye'nin en parlak kuruluşlarından birinde iş buluyorlar. Türkiye standartlarına göre hayli iyi maaş alıyorlar. Ve ‘yüksek lisans tezi sıkıntısı’ onları intihara sürüklüyor. Yüksek lisans neden yapılır? Daha iyi maaş, daha iyi mevkii için. Adam zaten 26 yaşında bunu başarmış. Diğerleri de...

Aselsan'ın internet sayfasına giriyorum, intiharlarla ilgili tek açıklama yok. Türkiye'nin en gözde kurumunun üç mühendisi intihar ediyor, herkes sus-pus. Ölenler Aselsan'ın çalışanı değil yalnızca, bu ülkenin yetiştirdiği beyinler, Olay sadece ruhsal sıkıntı ise, ilk intiharın ardından çalışanlarına yönelik tedbir almayan Aselsan yönetimi yine kusurlu sayılır. Türkiye'nin en gözde mühendisleri bu ölümleri görünce Aselsan'da çalışmak ister mi? Kurum, adeta içine kapanarak kendi bacağına kurşun sıkmış olmuyor mu?

Yanıtı gizlidir ama yine soralım: Bu mühendisler hangi proje üzeride çalışıyorlardı? Geleceklerini garanti altına almış üç kişinin art arda intihar etmesini ‘yüksek lisans’ notu açıklamaya yetmiyor.”

***

Elbette üç mühendisin peş peşe ölümü akla birçok olasılık getiriyor. Bir başka elektronik postada da bu olasılıkların sözediliyor:

“1- Her üçü de ihanet etmeleri için sıkıştırıldı ama ihanet etmedikleri için yok edildiler.
2- Her üçünün de ihanet ettiği saptandı ve yok edildiler.
3- Her üçü de Aselsan’da dönen bir dolabı öğrendiler ve açıklama yapmamaları için susturuldular.”

Eğer bu iki elektronik postada sözü edilenler doğruysa, bundan değişik sonuçlar çıkarmak mümkün. Tabii bugünden bilemediğimiz, düşünemediğimiz başka nedenler ve sonuçlarla da karşılaşabiliriz.

Kim ne derse desin, bu üç intihar birbirine benzemektedir. İntihar edenlerin üçü de aynı yerde çalışmaktadır, üçü de mühendistir ve ODTÜ mezunudur. İntihar etmende önce üçü de yakınlarına not bırakmıştır. Üç notta da intihar gerekçesi olarak psikolojilerinin bozuk olduğu yazılıdır. Ve bu intiharların hiçbirinin tek bir görgü tanığı yoktur.

Şimdi oturup düşünme zamanı. Her fırsatta kriminal konulardaki bilgileri ve analizleriyle karşımıza çıkan medyamızın mümtaz isimleri o sonsuz bilgi ve becerilerini ortaya döksünler ve Aselsan’ın görmezden geldiği, savcılığın çözemediği bu intiharların arkasındaki gerçekleri çözüp bizi de aydınlatsınlar.

----------------------
BİRSEN ALTINER
E MAİL: birsenaltiner@hotmail.com
WEB: www.birsenaltiner.com

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Saturday - <%%>



2006 yılının ağustos sabahı... Ankara Havaalanı yolu... Bir araçta genç bir adam ölü bulunuyor... Polis geliyor. İlk incelemede bileklerinde ve boynunda kesik izleri bulunuyor.

Dedektifler önce genç adamın ellerinin ve boynunun bağlanmış olduğunu düşünüyorlar. Belki de sorgulandı...

Uzun süren soruşturma ve dosya "intihar" olarak kapanıyor.

Ölen ASELSAN'nda çok önemli projelere imza atan makine mühendisi Hüseyin Başbilen...

ÖNEMLİ GÖREVLER

Daha sonra bir intihar daha geliyor...

Bu defa ASELSAN'da üç yıldır görev yapan elektrik mühendisi Alim Ün tabancayla intihar ediyor...

Ve son olarak iki yıldır ASELSAN'nda görev yapan 26 yaşındaki Evrim Yançeken sabah saat 06.00 sıralarında Ankara'daki evinin 6'ncı katından "atladı".

Şimdi soralım...

ASELSAN Türkiye'nin en gizli askeri/teknolojik çalışmalarının yapıldığı yerdir. Bu üç mühendis orada çok önemli görevlerde bulundular. Hele birisi var ki, Türkiye'nin en hassas konusu olan "Milli savaş yazılım" projesinde çalıştı...

GÖRGÜ TANIĞI YOK

Paranoyak değilim ama...

ODTÜ mezunu çocukların bu "görgü tanığı olmayan" intiharları konusunda kuşku bulutları görüyorum.

Sanki bir "casus filmi"ni hatırlatırcasına ilgimi çekti.

Siz ne dersiniz? Araştırmaya değmez mi?

50 MİLYON $'LIK TÜRK FÜZESİ ALDI

MİLLİ Savunma Bakanı Vecdi Gönül'le sohbet ederken çok önemli bazı gerçekleri öğreniyorum.

Ve biraz da kendimizle gurur duyalım diye bunları iletiyorum.

İşte ilginç bir gelişme:

- Dünyanın en zengin isimlerinden biri olan Dubai Şeyhi Prens El Maktum, Türkiye'den 50 milyon dolarlık füze almış. Üstelik füzelerin ihraç edilişi de çok ilginç bir sohbetle başlamış.

Savunma Bakanı Gönül, Maktum'la sohbet ederken, konu Türk Savunma Sanayii'ne gelmiş. Bakan Gönül, Türkiye'nin bu konuda çok hızlı gelişmeler kat ettiğini söylemiş ve eklemiş:

- "Örneğin çok gelişmiş füze teknolojimiz var."


Bu söz üzerine El Maktum, 50 milyon dolarlık Türk füzesi almış.

Diğer detaylara gelince...

- Türkiye ilk kez kendi uçak projesini tümüyle kendi teknolojisi ile gerçekleştirmiş. Evet, öyle montaj filan değil. Türk mühendisleri uçağın bütün projesini yapmışlar.

- Türkiye savaş jetlerinin "Cam Kokpiti"ni dijital olarak yapmaya başlamış. Yani pilot eğer yalnız uçuyorsa cam kokpitte yalnız uçuşla ilgili göstergeler beliriyor. Eğer savaş durumu varsa, uçuş göstergeleri karışıklık yaratmasın diye ekrandan siliniyor, yerine savaş göstergeleri geliyor. Üstelik bu göstergeler pilotun kaskındaki camda da belirebiliyor.

- Türkiye telsiz ve paletsiz zırhlı ihracatını da gerçekleştirmiş. Ve tümüyle kendi üretimi..

Evet, Türk mühendisleri bunları yapıyor...

Çevremizde kurulan "Ermenistan" , "Kürdistan" ve "Kıbrıs'ı kaybetme" hortlağına karşılık biraz gurur duyalım diye aktardım bunları...

Mühendislerimizi kutluyorum...

Yumurtalık'tan petrol satacakmış

25 Ocak'ta ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson ASAM'ın toplantısında şöyle diyor:

"Türkiye Kuzey Irak'taki terör sorunları konusunda Irak yönetimiyle çözüm aramalıdır."

Ve dün öğreniyoruz.

Irak Milli Petrol Şirketi Türk firmalarına yeni bir şart koşmuş:

"Irak Milli Petrol Şirketi'yle sözleşmelerini yenilemek isteyen Türk firmaları artık Kuzey Irak yönetimine başvuracak."

Biraz geri gidip birleştirelim:

KAPILARI AÇIN

ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın ziyaretinden sonra Barzani her ortamda şu teklifi getirdi:

- Türkiye petrolümüzü dünyaya satabilmemiz için bize kapı açsın.

Bunun özeti şudur:

"Biz petrolün üzerine oturuyoruz. Eğer PKK ile mücadele etmemizi istiyorsan bunu kabul edin. Ve Kuzey Irak'taki petrolümüzü sizin üzerinizden Yumurtalık hattıyla dünyaya satabilmemize izin verin."

Türkiye teklifi kabul etmedi. Sürekli olarak Barzani ve Talabani'ye "ABD'ye güvenip de şımarmayın. Yarın burada baş başa kalacağız. Aklınızı başınıza alın" mesajı verdi...

Ama dinlemediler.

"Sabrımız taştı" dedik. "Bardak taştı" dedik. "Kırmızı çizgi" dedik. Olmadı...

ÇİZGİLER PEMBELEŞTİ

Bardaklar, kovalar, testiler taştı. Kırmızı çizgiler pembe oldu. Ama sonuç değişmedi.

Ve nihayet Barzani Türk firmaları üzerinden Ankara'ya "Bu petrol benim; Kerkük'e de gözünü dikme" mesajını bir "şart olarak" gönderdi.

Ben şımarıklığın bu kadarını görmedim...

İlginç gözlem!

ABD Büyükelçisi Ross Wilson, önceki gün ASAM'da şöyle diyor:

"Türkiye'ye geldiğim günden bugüne kadar geçen 13 ayda birçok Türk'ün ABD'nin PKK'yı desteklediğine inandığını gözlemledim..."

Hayret doğrusu, acaba Türkler neden böyle düşünüyor?

Oysa ABD bir "koordinatör" atamış durumda.

Durumumuz gayet iyi "koordine" ediliyor...

PKK "sözde ateşkes" ilan etmiş durumda..

Koordinasyonla siyasallaştırılmayı bekliyor...

ABD'li askerler Irak'ta her türlü durumu kontrol ediyor. Bir tek PKK'nın olduğu bölgeler "zor bölge" oluyor...

Yani Türklerin böyle düşünmesine ne gerek var.

 

NOT: Öküz kafalı adam yalan mı?

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Saturday - <%%>

Tuğluk tehdit etti
Aysel Tuğluk, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın zehirlendiği yönündeki iddiaların araştırılmasını isterken tehditler savurdu.

Hücresinde çürüyen teröristbaşının reklamını yapmaya çalışıyor
Adalet Bakanlığı, yaptığı açıklamada, Aysel Tuğluk’un iddialarının reklam amaçlı olduğunu belirterek şöyle dedi: “Avukatları, Roma’daki basın toplantısında uluslararası ilgiyi hükümlünün üzerine çekebilmek maksadını güdüyor.”

Tuğluk tehdit savurdu
DTP Genel Başkan Yardımcısı Tuğluk, Öcalan’ın zehirlendiği iddialarını böyle değerlendirdi: Bir saldırı varsa sonuçları hiç kimsenin hesap edemeyeceği kadar ağır olur

Öcalan’a kimyasal saldırı varsa, bunun sonuçları ağır olur!
KanlI terör örgütü PKK’ya yakınlığıyla bilinen Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın zehirlendiği yönündeki iddiaların araştırılmasını isterken tehditler savurdu. Tuğluk, “Böyle bir olay, Öcalan’a sempatiyle bakan Kürt halkının büyük tepkisine neden olur” demek küstahlığında da bulundu. 

“Bölücübaşı Abdullah Öcalan’ın  kronik olarak zehirlendiği” iddiaları üzerine harekete geçen DTP Genel Başkan Yardımcısı Aysel  Tuğluk, tehditler savurdu. Terör örgütü elebaşının sağlık durumuyla ilgili parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Tuğluk, avukatların “Öcalan zehirleniyor” sözlerinin ardından açıklama yapan Adalet Bakanlığı’nın “kaygıları gidermediğini” öne sürdü. “Bu iddiaların derhal ve hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde araştırma yapılmasını ve sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmasını talep etmekteyiz” diyen Tuğluk “Öcalan’a kimyasal ve radyoaktif bir saldırı var ise bunun sonuçlarının hiç kimsenin hesap edemeyeceği kadar ağır olacağı” tehdidinde bulundu. Tuğluk, “DTP olarak, Abdullah Öcalan’ın şahsına yapıldığı belirtilen bu saldırının ülkemizin iç barışına yöneltilmiş akıl almaz bir saldırı anlamına geleceğini düşünüyor, ciddi ve tehlikeli buluyoruz” diye konuştu.

Bakanlık yalanlamıştı

İtalya’nın başkenti Roma’da bir açıklama yapan Öcalan’ın avukatları İrfan Dündar ve Mahmut Çakar, Öcalan’ın saç telini, bir Fransız doktora incelettiklerini ve inceleme sonucu vücutta normalin 7 katı kadar krom ve yüksek miktarda stronsiyum ortaya çıktığını iddia etmişlerdi. “ Adalet Bakanlığı, iddialar üzerine yaptığı yazılı açıklamada, terör örgütü elebaşının Türkiye’de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen kişilerin yararlandığı tüm haklardan istifade ettiğini, bugüne kadar ciddi bir sağlık probleminin olmadığını bildirerek, şunları kaydetmişti: ” İddialar üzerine Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılarak iddianın araştırılması istenmiştir. Sağlık muayeneleri düzenli olarak yapılmaktadır. Bugüne kadar ciddi bir sağlık problemi olmamıştır. Hükümlü Abdullah Öcalan’ın avukatlarının, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Öcalan kararını gündemden düşürme kararının ardından, Roma’daki basın toplantısını uluslararası ilgiyi yeniden hükümlünün üzerine çekebilmek maksadıyla yaptıkları düşünülmektedir. 

Türk, ‘Bask’ modeli istedi
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk,  şiddetin ve silahın artık Türkiye’nin gündeminden çıkmasını istediklerini iddia ederek, “Devlet sorunu demokratik yöntemlerle çözme gibi bir mantıkla ortaya çıkarsa, biz silahlıları deşifre edeceğiz. Ben siyasetçi olarak bu sorunda etkili olmak, halkı ikna etmek istiyorum” diye konuştu CNNTÜRK’e açıklamalarda bulunan Türk soruları yanıtlarken, Abdullah Öcalan’ın affı konusunda görüşlerini açıkladı.

Örneklerden yararlanalım

Türk şunları kaydetti: Bir siyasi affı koyduğunuz zaman hukuken de, mantıken de bir ayırım yapamazsınız. Koşullar düzeltilir, diyalog ortamı oluşturulur, halk içinde kin ve öfke ortadan kalkarsa bu gündeme gelebilir. Gergin bir ortamın olduğu süreçte Öcalan affını getirdiğimizde hiçbir hükümet bunu göze alamaz. Halktan gelecek tepkileri de söylüyorum. Sözde Kürt sorununu Türkiye’nin kendi dinamikleriyle çözmesi gerektiği anlayışına sahip olduklarını belirten Türk, sözlerini şöyle sürdürdü: Sorunun çözümü için bazı çevreler “Bask modeli” bazıları “Kuzey İrlanda” bazıları da  Valon modeli “ önerileri ortaya atıyor Biz ise dünyadaki örneklerden de yararlanacak Türkiye’ye özgü bir çözüm yönteminden yanayız”     

Ben söylesem dava açılırdı

Kenan Evren’in açıklamalarına da değinen Türk, “Ben eyalet sistemiyle ilgili konuşma yapsaydım hakkımda dava açılırdı. Ben siyasi parti genel başkanı olarak düşüncelerimi ortaya koyuyorum. Her konuşmam için bir dava açılıyor. Burada özgürlük olur mu” dedi. Türk, Evren’in 26 yıl sonra yaptığı son açıklamaların Türkiye için önemli olduğunu ve ciddiye alınması gerektiğini söyledi.

Devlet peşinde değiller

DTP Diyarbakır İl Başkanı Hilmi Aydoğdu’nun tutuklanmasına neden olan sözlere de vurgu yapan Türk, Diyarbakır ile Kerkük’ü karşılaştıran sözlerinin saptırıldığını, bunun da yargının siyasallaşması tehlikesinden kaynaklandığını ve çözümün önünü tıkayıcı bir etki yaptığını savundu. Kuzey Irak’taki peşmergelerle kardeş olduklarını ileri süren Türk, Kerkük’e müdahaleden rahatsız olacaklarını yineledi. Türk, ayrıca peşmerge reisi Barzani’nin bağımsız Kürt Devleti kurma peşinde olmadığını iddia etti.

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Kenan Evren’in sözlerinin dikkate alınması gerektiğini savundu



Haber Tarihi : 02.03.2007

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Pazar - <%%>

Sansürcü, ‘Suç yok’ raporuna çok kızmış


KURTLAR Vadisi-Terör dizisinin ilk bölümünün RTÜK Başkanı Zahid Akman tarafından uzmanlara izlettirildiği ancak uzmanların herhangi bir suç unsuruna rastlayamadığı ortaya çıktı. Ankara kulislerinden sızan haberlere göre, bu tespit karşısında sansürcü başkanın öfkelendiği ve uzmanlara “Siz dar bir bakış açısıyla bakmışsınız. Nasıl bulamazsınız?” diye fırça attığı öğrenildi. Bu arada RTÜK’ün 3 üyesinin de “Bu uygulamayı içimize sindiremiyoruz” diyerek sansüre kesinlikle karşı çıktığı tespit edildi.

BASKILARA DİRENEMEDİ Mİ?

İddialara göre, bazı medya kuruluşları da Akman üzerinde dört koldan baskı oluşturdu. Bunlara bir de AKP Milletvekili İhsan Arslan’dan gelen mektup eklenince Akman, Kurtlar Vadisi-Terör’e bayrak açtı.


AKMAN’A SORULAR

KURTLAR Vadisi-Terör dizisinin ilk bölümünü uzmanlara izlettirdiğiniz, uzmanların suç unsuru bulamaması üzerine sinirlenerek “Siz konulara dar bir bakış açısıyla bakmışsınız. Nasıl suç unsuru bulamazsınız” dediğiniz doğru mu?

KURUL içinde konu değerlendirilirken hakim görüşün, “Her bölümü dikkatle inceleyelim. Suç unsuru varsa gerekeni yapalım” yönünde olmasına karşın, bu noktaya sizin kararınızla gelindiği doğru mu?

ÜÇ RTÜK üyesinin “bu uygulamayı içimize sindiremiyoruz” diye karşı çıktıkları doğru mu?

AKP Milletvekili İhsan Arslan’ın size konuyla ilgili mektup yazdığı doğru mu?

BAZI medya kuruluşlarının üzerinizde baskı oluşturduğu ve tutumunuzda bunun etkili olduğu iddiaları doğru mu?

Kurtlar Vadisi anketine rekor sayıda oy geldi. Basın tarihine geçen ankete oy verenlerin büyük bir çoğunluğu dizinin yayından kaldırılmasına karşı çıktı.

 Kurtlar Vadisi dizisinin yayından kaldırılması üzerine Hürriyet gazetesinin başlattığı ankete 1 milyonu aşkın oy geldi. Oyların büyük bölümü bu olayı sansür olarak değerlendirdi. Binlerce yorum geldi.

İşte merakla beklenen sonuçlar:


 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

URUNGU38

mimarsinan beldesi

Yeni yazılar

ASELSAN
ASELSAN'da esrarengiz mühendis intiharları
Meydan boş nasıl olsa...
Rtük başkanına sorular*
ÇoK Bilmişler Konuşmuş!!!
RTÜK ........................!!!!!
Petrol Yasası ne götürecek?
İşgale gerek yok zaten işgal edilmişiz!
Satılmış medya
Ermenilere milletin parasıyla kıyak...
YAZIKLAR OLSUN SANA HABERTÜRK
OFER GERÇEĞİ
Ben böyle AB'nin ..............
HOCALI KATLİAMI 1992
SOYKIRIM KİME YAPILDI?
Senin adın hain!
AVRUPA'NIN HARİTASINI BİZ ÇİZDİK
Bu hainlik Unutulacak bir mesele değildir.
Hainliğini Nobel tenekesiyle tescilletti.
Mehmnet Ağar'dan inciler
Helikopter İhalesindeki oyunlar
Chirac Ermenistan'dan havladı..
Nato operasyonları için F-16 alınacakmış.....
PAPAZ OKULUNUN İNSANİ OLANI BU.
PİÇLERİ KUCAKLAYAN AVRUPA

.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
urungu38@hotmail.com
Blog RSS
Free Web Counter
Counters<%Link Title%>
<%Link Title%>
<%Link Title%>
<%Link Title%>
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:46
GERİ GEL | İLERİ GİT



Yapılacak ilk seçimlerde hangi siyasi partiye oy verirdiniz?
ANAP
AKP
DYP
DSP
BBP
MHP
SP
GP
TKP
YP


Sonuçlar




Her dilde sözlük.